EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Gelecek dönem için devasa yatırımlar ve kritik düzenlemeler yolda.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını ve yaklaşık 300 bin kişiye istihdam sağladığını duyurdu. Yılmaz, kurumun 25. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen bir zirvede yaptığı açıklamada, 2026-2030 uygulama döneminde 776 milyar lira yatırım planlandığını bildirdi. Bu devasa yatırımlar, elektrikten akaryakıta, depolamadan LPG piyasasına kadar birçok alanda sektörün yol haritasını belirleyecek.
Başkan Yılmaz, elektrik dağıtımında 2026-2030 dönemini kapsayan yeni uygulama döneminde yatırımların reel olarak 1,5 kat artırıldığını belirtti. Şebekenin güçlendirilmesi ve gençleştirilmesi amacıyla planlı bakım bütçesini de 2,1 kat artışla 189 milyar liraya yükselttiklerini aktardı. Ayrıca, 2025 başında hayata geçen düzenleme ile fatura ödemelerini 24 ay düzenli yapan mesken abonelerinden güvence bedeli alınmadığını hatırlattı. Bu uygulama, yaklaşık 217 bin tüketiciden 333 milyon lira tahsil edilmemesini sağladı.
Petrol piyasasının 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını vurgulayan Yılmaz, 13 bini aşkın lisanslı oyuncunun yılda 34 milyon tonun üzerinde akaryakıt arz ettiğini bildirdi. Kaçak akaryakıtın büyük ölçüde ortadan kalktığını ve kalite standartlarının Avrupa seviyesine yükseldiğini ifade etti. Doğal gaz piyasası ise 30 milyar dolarlık bir hacme erişti; 250 bin kilometrelik şebeke ile 81 ilde 23 milyon aboneye hizmet veriyor. Yılmaz, LPG’de Türkiye’nin dünyanın en büyük pazarlarından biri olduğunu, elektrikli araç şarj altyapısının ise net sıfır hedefleri açısından kritik ve hızla büyüyen bir alan olduğunu kaydetti.
Nisan ayında elektrik ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan yüzde 25’lik artışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, kamu tarafından uygulanan sübvansiyonlara dikkat çekti. Devletin elektrik ve doğal gazda uzun süredir ciddi destekler sağladığını, enerji bedeli açısından maliyetlerin önemli bir kısmını vatandaşlara yansıtmadığını aktardı. Elektrik fiyatının sadece üretimden ibaret olmadığını, dağıtım ve şebeke tarafının da bulunduğunu belirtti. Nisan ayındaki düzenlemenin önemli bölümünün dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği ve hizmet kalitesinin korunması amacıyla bu alana yönelik olduğunu ifade etti.
Yılmaz, fiyatlara ilişkin yaklaşımlarının dengeli olduğunu vurgulayarak, maliyetleri birebir yansıtan bir tutum içinde olmadıklarını söyledi. Yapılan tüm düzenlemeleri vatandaşların alım gücünü, enflasyon hedeflerini ve makro ekonomik dengeleri gözeterek planladıklarını dile getirdi. Türkiye’nin enerji alanındaki sübvansiyonu “genel bir destek” olmaktan çıkarıp “hedefli bir sosyal politika aracına” dönüştürdüğünü belirtti. Elektrikten sonra doğal gazda da illerin iklim koşullarına ve aylık tüketim ortalamalarına göre kademeli bir tarife yapısına geçiş sürecinin başladığını duyurdu. Bu sistemin, kamu kaynaklarını ihtiyaç sahibi vatandaşlara daha güçlü şekilde ulaştırmayı amaçladığını kaydetti.
EPDK, toplamda 33 bin megavat depolamalı kapasite tahsisi gerçekleştirdi. Bu kapasitenin yaklaşık 2 bin 100 megavatlık kısmı sahada yatırıma başlarken, 208 megavatlık kısmı işletmeye alındı. Tüm yatırımların devreye girmesiyle 10 yılda 52 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçilebileceği öngörülüyor. Proje zamanlamasının gerisinde kalan 19 depolamalı RES-GES (736 megavat), 45 termik (2460 megavat) ve 29 şarj ağı lisansı iptal edildi. Bu adımlarla sektörde disiplin ve verimlilik hedeflendi.
Türkiye, “En pahalı enerji, olmayan enerjidir” ilkesi doğrultusunda 90 günlük net ithalata tekabül eden ulusal petrol stokuna sahip. Petrol ithalatında 15 farklı ülkeden kaynak çeşitliliği sağlanırken, yerli üretimde de artış yaşandı. Yerli ham petrol üretiminin 2025’te yüzde 26 artışla 47,9 milyon varile ulaşması bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) stok kullanım kararına paralel olarak Türkiye de 11,6 milyon varillik ulusal stokun kullanımını serbest bıraktı. Ayrıca lisans sahiplerinin zorunlu stoklarının yüzde 46’sını kullanabilmelerine imkan tanındı. Stok İzleme Sistemi ile tüm lisanslı tanklar anlık olarak izleniyor; Türkiye, IEA ülkeleri arasında stoklarını yarım saatlik aralıklarla dijital olarak takip edebilen nadir ülkelerden biri konumunda.
Akaryakıt piyasasında kalite standartlarının ülke genelinde korunduğunu belirten Yılmaz, 12 bin 600’ü aşkın istasyonda Avrupa Birliği standartlarında yakıt sunulduğunu ifade etti. Promosyon düzenlemesine ilişkin olarak, fiyat mekanizmasını bulanıklaştıran uygulamaların piyasa işleyişine zarar verebileceğine dikkat çekti. Esas olanın fiyatın açık, net ve karşılaştırılabilir olması gerektiğini vurguladı. 1 Nisan itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle finansal promosyonların kapsamı genişletildi. Ücretsiz ve indirimli akaryakıt ile LPG uygulamaları devam ederken, puanların farklı alanlarda kullanılabilmesine imkan tanındı; ancak sunulan faydalardan en az birinin mutlaka ücretsiz veya indirimli akaryakıt ya da LPG olması zorunluluğu getirildi. EPDK, promosyonların mevzuata uygunluğunu, şeffaflığını ve tüketiciye gerçek fayda sağlayıp sağlamadığını sürekli izliyor.
Elektrikli araç şarj hizmetleri piyasasında hızlı büyüme devam ediyor; bugün itibarıyla 183 lisanslı işletmeci faaliyet gösteriyor ve şarj noktası sayısı yaklaşık yüzde 40 artarak 43 bine yaklaştı. Şarj işlemlerinden kaynaklanan elektrik tüketimi 3 katın üzerinde artarak aylık 68 milyon kilovatsaate ulaştı. Yüzde 60’ı yenilenebilir enerji kaynaklı istasyonlarda gerçekleşiyor. Piyasanın olgunluk aşamasına geçtiğini vurgulayan Yılmaz, dinamik fiyatlandırma, roaming uygulamaları ve otoyol ile devlet yollarındaki DC şarj ünitelerinde 1 Temmuz 2026 itibarıyla kartla ödeme zorunluluğu gibi önemli düzenlemelerin devreye alındığını belirtti.
LPG ticaret yapısı da son düzenlemelerle değişti. LPG dağıtıcıları artık birbirlerinden toptan LPG satın alabilecek, ancak bu ürünü başka bir dağıtıcıya yeniden satamayacak. 1 Ocak 2026 itibarıyla dağıtıcılar arası ticaret tek yönlü hale geldi. Bu adımla aracı zincirlerinin azaltılarak daha şeffaf ve kontrollü bir piyasa yapısı hedefleniyor. Depolama lisansı sahiplerine boş kapasite olması halinde hizmet verme zorunluluğu getirildi ve depolama hizmetleri tarifeye bağlandı. Yeni LPG İzleme Sistemi ile satış ve depolama bildirimleri dijital ortamda takip edilecek, olası usulsüzlüklerin önüne geçilecek.
Doğal gaz piyasasında son 25 yılda önemli bir dönüşüm yaşandı. 2002’de yalnızca 5 il ve 57 ilçede kullanılan doğal gaz, bugün tüm illere ve 981 yerleşim yerine ulaştı. Dağıtım hattı uzunluğu 11 bin kilometreden yaklaşık 230 bin kilometreye, iletim hatları ise 4 bin kilometreden 20 bin kilometreye çıkarak toplam şebeke uzunluğu 250 bin kilometreye yaklaştı. Depolama kapasitesi 6,3 milyar metreküpe, LNG terminallerinin günlük gazlaştırma kapasitesi 161 milyon metreküpe ve iletim sisteminin günlük giriş kapasitesi 450 milyon metreküpe yükseldi.
Yerli doğal gaz üretiminin 2025 itibarıyla yıllık 3 milyar metreküpü aşması beklenirken, ihracat 2,2 milyar metreküp seviyesine ulaştı. Spot boru gazı ithalatı ise 6,5 milyar metreküple toplam ithalatın yaklaşık yüzde 11’ini oluşturuyor. Türkiye, 2018’de devreye alınan organize toptan doğal gaz piyasası sayesinde bölgesinde günlük gaz ticareti yapılabilen ilk ülke oldu. 2018-2025 döneminde işlem hacmi 55,5 milyar liraya, ticarete konu gaz miktarı ise 9 milyar metreküpe ulaştı. 2021’de devreye alınan Vadeli Gaz Piyasası da şeffaflık ve öngörülebilirliği artırdı.
EPDK, doğal gaz piyasasında yenilenebilir gazlara yönelik mevzuat çalışmalarını sürdürüyor. Biyogaz ve biyometanın doğal gaz şebekesine dahil edilmesi planlanıyor. Mevcut düzenlemenin yalnızca yer altından çıkarılan gazı kapsadığını hatırlatan Yılmaz, biyogaz ve biyometanın doğal gazla benzer özellikler taşıdığına dikkat çekti. AB düzenlemeleriyle uyumlu şekilde hazırlanan çalışmaların tamamlanmasının ardından bu gazların şebekede kullanımının mümkün hale geleceği öngörülüyor. İlk etapta 1,5-2 milyar metreküp, orta vadede ise 3-5 milyar metreküp üretim potansiyeli bulunan bu adım, kaynak çeşitliliğini artırarak ithalat bağımlılığını azaltacak ve çevresel kazanımlar sağlayacak.
Yorum Yap