İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail’in saldırıları nedeniyle ateşkes talebini reddettiklerini açıkladı. Tahran’ın 10 maddelik yanıtı ve savunma odaklı tutumu detaylandırıldı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve ateşkes ihtimaline dair açıklamalarda bulundu. Tahran yönetimi, diplomatik sürecin ortasında başlayan ve tarihin en büyük suçları arasında yer aldığını belirttiği saldırıları reddetti. Bekayi, özellikle üniversitelerin hedef alınmasını kınayarak, bunun İran’ın ilerlemesine karşı duyulan düşmanlığın bir göstergesi olduğunu vurguladı.
İsmail Bekayi, Şerif Üniversitesi gibi bilim ve çalışkanlık sembolü olan kurumların sığınak delici bombalarla vurulduğunu belirtti. Bu saldırıların beşinci üniversiteye yönelik olduğunu ve ABD ile İsrail’in İran’ın kalkınmasına karşı duyduğu düşmanlığı gözler önüne serdiğini ifade etti. Bekayi, ABD’nin sözlerini tutmaması ve uluslararası anlaşmalardan çekilmesiyle diplomasiye itibar bırakmadığını söyledi.
Bekayi, ABD’nin iddiaları ile eylemlerinin örtüşmediğini belirterek, müzakereler sürerken savaş suçu niteliğinde adımlar atıldığını dile getirdi. Mevcut şartlarda kırmızı çizgilerin ihlal edildiğini ve tüm dikkatin ülkenin savunmasına verilmesi gerektiğini vurguladı. Barış için de aynı yaklaşımın geçerli olduğunu ancak önceliğin savunma olduğunu belirtti.
Ateşkes iddialarına ilişkin konuşan Bekayi, daha önce iletilen 15 maddelik teklifin gerçekçi olmadığını ve kendi çıkarları doğrultusunda taleplerini ayrıca belirlediklerini söyledi. Meşru taleplerini dile getirmekten çekinmediklerini belirten Bekayi, tutumlarının net olduğunu ve milli çıkarlar ile ulusal güvenliğin ölçütleri olduğunu ekledi.
Ültimatom ve tehdit ile müzakerenin bağdaşmadığını belirten Bekayi, düşmanın saldırılarını artırdığı bir ortamda tüm dikkatin ülkenin savunmasına verilmesi gerektiğini vurguladı. Bu tür tehditlerin savaş suçu olduğunu ve altyapıları yok etmekle tehdit etmenin de yeşil ışık yakılması anlamına geldiğini ifade etti.
ABD’nin nükleer rezervleri hedef aldığı iddia edilen operasyonun ‘Tebes 2’ gibi sonuçlandığını belirten Bekayi, bunun ilahi bir yardım ve halkın direnişinin sonucu olduğunu söyledi. İran halkının bu süreçte rol üstlenmesinin ulusal egemenliği savunma kararlılığını gösterdiğini ekledi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) yaklaşımını felaket olarak nitelendiren Bekayi, Başkan Rafael Grossi’nin açıklamalarının güvenilirliği zedelediğini ve İran’a karşı işlenen suçları meşrulaştırdığını belirtti. Grossi’nin daha üst düzey görevler için uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bekayi, savaşın tek kazananının bölgede istikrar istemeyen İsrail olduğunu ifade etti. Avrupa’da muhtemel ‘sahte bayrak’ senaryolarının bir komplo teorisi olmadığını, ABD ve İsrail’in bu yöntemi defalarca kullandığını belirtti. İran’ın eylemlerinin uluslararası hukuk çerçevesinde meşru olduğunu vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda Umman ile temasların sürdüğünü belirten Bekayi, kıyıdaş iki ülke olarak güvenli deniz trafiğini ortak kaygı olarak gördüklerini söyledi. İran’ın uluslararası hukuk çerçevesinde bu su yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla tedbirler aldığını ifade etti.
Bekayi, ateşkese ilişkin, bunun güçlerin toparlanarak yeni suçlar işlemesi için verilen bir mola olduğunu belirtti. Taleplerin karşılanması ve ateşkes ile savaş arasında tekrar eden bir döngü oluşmaması gerektiğini vurguladı. Ulusal güvenliği ilgilendiren konularda yeniden suç işlenmesini engelleyecek garantiler sağlanması gerektiğini söyledi.
Türkiye ve Azerbaycan ile füze iddialarına ilişkin temasların yanlış anlaşılmaları giderdiğini belirten Bekayi, Türkiye’ye yönelik herhangi bir füze atışının olmadığını ve konunun görüşmeler yoluyla çözüldüğünü ifade etti.
İran’ın ABD’nin Pakistan’a sunduğu teklife 10 maddelik yanıtında ateşkesin reddedildiği ve savaşın kalıcı olarak sona ermesi gerektiği vurgulandı. Yanıtta ayrıca yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz protokolü gibi konular da yer alıyor.
Yorum Yap