En sık yapılan hata, saha betonuna ucuz ve ince bir lif katıp ondan yapısal katkı beklemektir. Metreküpe yarım kilogram mikro lif eklenmiş bir otopark döşemesi, ilk aylarda yüzeyi temiz göründüğü…
En sık yapılan hata, saha betonuna ucuz ve ince bir lif katıp ondan yapısal katkı beklemektir. Metreküpe yarım kilogram mikro lif eklenmiş bir otopark döşemesi, ilk aylarda yüzeyi temiz göründüğü için doğru karar verilmiş izlenimi bırakır. Sorun, plaka gerçek yükle karşılaştığında ortaya çıkar: çatlak açıldığında kesitte yükü karşıdan karşıya taşıyacak hiçbir şey yoktur. Lif seçilmiştir ama görev tanımı yanlıştır.
Sentetik liflerin iki ayrı işi vardır ve bunlar birbirinin yerine geçmez. Mikro lif erken yaş yüzey çatlağını yönetir, yük taşımaz. Makro lif ise kesit çatladıktan sonra devreye girip taşımayı sürdürür. Yapısal beklentisi olan bir zeminde mikro lif kullanmak, beklenen performansı hiçbir dozajda vermez. Bu ayrım standartta da karşılık bulur: EN 14889 mikro lifleri Sınıf I, yapısal makro lifleri Sınıf II olarak tanımlar.
Doğru karar için elde bulunması gereken bilgi aslında kısadır:
Bu dördü belirlenmeden yapılan her lif önerisi tahmin olarak kalır. Özellikle sonuncusu belirleyicidir, çünkü hedeflenen rezidüel dayanım hem lif tipini hem de dozajı doğrudan tayin eder.
Mikro lifler 12 ile 20 milimetre boyunda olup metreküpte yaklaşık 0,6 ile 0,9 kilogram kullanılır. Makro lifler 40 ile 60 milimetre boyundadır ve metreküpteki dozaj 3 ile 9 kilogram aralığına çıkar. Aradaki fark yalnız miktar değildir; kalın lif kesitte köprüleme yapabilecek rijitliğe sahiptir, ince lif ise büzülme gerilmesini dağıtmak üzere tasarlanmıştır.
Yıkanan gıda deposu zemini gibi hem yüzey kalitesi hem taşıma kapasitesi kritik olan işlerde iki lif tipi aynı karışımda kullanılabilir. Mikro lif dökümün ilk saatlerini, makro lif zeminin hizmet ömrünü üstlenir. Toplam lif miktarı artsa da hasır kesme, bağlama ve yerleştirme adımları ortadan kalktığı için işçilik tarafında denge kurulur.
Karar çoğu zaman ortama bakılarak verilir. Nem, yıkama suyu ve klorür bulunan zeminlerde çelik donatıda paslanma kesit kaybının başlıca nedenidir; polipropilen esaslı lifler bu riski taşımaz. Yüksek yapısal yük gerektiren özel kesitlerde ise iki yöntem birlikte tasarlanabilir.
Sınıf belirlendikten sonra sıra lif geometrisine gelir. Aynı yapısal sınıf içinde farklı boy ve kesitte ürünler bulunur ve bunlar aynı işi aynı verimle yapmaz. İnce kesitli bir üst kaplama betonunda kısa boylu bir lif daha kolay yerleşirken kalın kesitli bir saha plakasında daha uzun lif tercih edilir. Polyfibers tarafında bu grup Polymacro ve Polytwist ürün aileleri altında sunulur; eşleştirme kesit kalınlığı ve beton sınıfı üzerinden yapılır.
Lif tipi ve dozajı katalog bakarak değil, proje verileriyle belirlenir. Beton sınıfı, kesit kalınlığı ve trafik yükü verileri masaya konduğunda saha betonu için fiber donatı seçimi bir tercih olmaktan çıkıp mühendislik hesabına dönüşür. Karışımın son hali de saha koşullarında denenerek doğrulanmalıdır, çünkü kağıt üzerinde doğru olan dozaj yerleştirilemeyen bir kıvam üretiyorsa sahada işe yaramaz.
Yorum Yap