Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki artışı, küresel enerji krizi karşısında arz güvenliğini ve ekonomik bağımsızlığı güçlendiren stratejik bir kalkan oluşturuyor.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın enerji güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve ekonomik dayanıklılık açısından stratejik önemini vurguladı. Küresel enerji sektöründeki tedarik zinciri kırılmaları, jeopolitik gerilimler ve fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar, ülkeleri enerji politikalarını arz güvenliği ve bağımsızlık eksenine kaydırmaya zorluyor.
Türkiye, bu küresel enerji krizi ortamında yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanarak öne çıkıyor. Mart 2026’da yenilenebilir kaynaklardan 19,5 milyar kilovat-saat (kWh) elektrik üretilmesi, Türkiye’nin bu alanda tarihi bir rekor kırmasına ve stratejik bir kazanım elde etmesine işaret ediyor. Bu durum, ülkeye çevresel faydanın yanı sıra arz güvenliği, makroekonomik istikrar ve dış şoklara karşı dayanıklılık sağlıyor.
Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücünde son 25 yılda önemli bir dönüşüm yaşandı. 2002’de yaklaşık 31.846 MW olan toplam kurulu güç, 2025 sonunda 122.519 MW’a ulaştı. Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payı ise 2002’de 12.305 MW iken, 2025 sonunda 76.281 MW’a yükseldi. Bu artış, yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye’nin elektrik sisteminde tamamlayıcı olmaktan çıkıp ana unsurlardan biri haline geldiğini gösteriyor.
Mart 2026 itibarıyla Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 125.078 MW’a ulaştı. Bu gücün yüzde 25,9’unu hidroelektrik, yüzde 21,2’sini güneş, yüzde 12’sini rüzgar ve yüzde 1,4’ünü jeotermal enerji oluşturuyor. Özellikle rüzgar ve güneş enerjisindeki artış dikkat çekiyor; güneş enerjisi kurulu gücü 26.339 MW’a, rüzgar enerjisi kurulu gücü ise 15.066 MW’a yükseldi. Bu iki kaynağın toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 33’e ulaştı.
Kurulu güçteki bu dönüşümün üretime yansıması Mart 2026’da belirginleşti. Türkiye, bu ay yenilenebilir kaynaklardan 19,46 milyar kWh elektrik üreterek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı ayda toplam elektrik üretiminin üçte ikisi yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Bu üretimin en büyük katkısı, toplam üretimin yüzde 35,4’ünü oluşturan 10,6 milyar kWh ile hidroelektrik santrallerinden geldi.
Hidroelektrik santralleri (HES), yenilenebilir üretim kapasitesinin yanı sıra elektrik sisteminde dengeleyici rol oynuyor. Talep artışlarında devreye girerek ithal yakıta dayalı üretimi azaltma potansiyeli taşıyor. HES üretiminin güçlü seyrettiği dönemlerde doğal gaz santrallerine olan ihtiyaç azalıyor, bu da elektrik üretim maliyetleri, enerji ithalat faturası ve cari açık üzerinde olumlu etki yaratıyor. Ancak, HES üretiminin yağış rejimine bağlılığı, enerji planlamasında iklim değişikliği ve kuraklık risklerinin dikkate alınmasını gerektiriyor. Kalıcı enerji güvenliği için hidroelektrik üretimi, rüzgar, güneş, depolama ve şebeke yatırımlarıyla desteklenmeli.
Türkiye’nin yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimindeki artış, ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı sınırlıyor. Elektrik üretiminde doğal gazın payının artması, küresel gaz fiyatlarındaki artışlar, LNG piyasasındaki sıkışmalar ve jeopolitik tedarik risklerine karşı kırılganlığı artırıyor. Yenilenebilir kaynakların payının yükselmesi bu kırılganlığı azaltan bir tampon görevi görüyor.
Bu nedenle yenilenebilir enerji, sadece emisyon azaltımı açısından değil, aynı zamanda cari açığı sınırlayan, elektrik üretim maliyetlerini dengeleyen ve kriz dönemlerinde arz güvenliğini güçlendiren stratejik bir araç olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin artan elektrik talebi dikkate alındığında, bu dönüşümün önemi daha da artıyor. 2025’te Türkiye’nin elektrik tüketimi 360.929 GWh ile rekor kırarken, üretim de 362.992 GWh ile en yüksek seviyeye ulaştı. Sanayide elektrifikasyon, elektrikli araçların yaygınlaşması ve dijitalleşme gibi faktörler, gelecekte elektrik talebinin daha da artacağını gösteriyor.
Talep artışının yerli ve yenilenebilir kaynaklarla karşılanması, enerji ithalat faturasını sınırlayarak arz güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığı güçlendirecek. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji yatırımları Türkiye için uzun vadeli enerji bağımsızlığı hedefinin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Türkiye, 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünü toplam 120 bin MW seviyesine çıkarmayı hedefliyor. Deniz üstü rüzgar enerjisi ve enerji depolama alanlarındaki hedefler de yenilenebilir enerji yatırımlarının, dışa bağımlılığı azaltma, sistem esnekliğini artırma ve enerji arz güvenliğini güçlendirme arayışının merkezinde yer aldığını gösteriyor.
Yorum Yap